Kendini yeterince iyi ifade edebilmek, insanların büyük çoğunluğunun eksikliğini hissettiği bir konudur. Özellikle bir topluluk önünde ya da tanımadığı kişiler önünde bunu yapmak, bazı insanlar için korkutucudur. Sahne kimi insan için vahşi bir aslanla baş başa kalmaktan farksız bir korku kaynağıdır.
Ama topluluk önünde kendimizi iyi ifade edebilmek, hayatta pek çok kazanımımız için de son derece önemlidir.
Bakalım bu konuda nasıl bir yol izlenebilir?
Bu bölümde kişisel deneyimlerim üzerinden gitmeyeceğim. İlkokulda bile çıkıp sınıfa bir anlatım yapmaktan hoşlandığımı hatırlıyorum. Orta ve lisede de sınıfta en çok söz alan kişilerden oldum.
Şu anki teknik uzmanlığa dayalı mesleğim de sürekli sahne almayı gerektiren bir iş.
Topluluk önünde konuşma anlamında bu kitapta anlattığım süreçleri gözlemleyebileceğim şekilde yaşamadım kendi hayatımda. Ama başka kişilerde gözlemlediğim önemli başlıklardan biri oldu.
Farkındalık
Topluluk önünde konuşmanın bir yetenek olduğunun ve geliştirilmesi gerektiğinin nasıl farkına varabilirsiniz?
Bunun için en önemli sahnelerden birisi sınıflardır. İlkokul öncesi, ilkokul, lise, üniversite…
Oyunları belirleyen ve diğer çocuklara masallar anlatanlardan mıydınız? Yoksa hem çok dinleyen hem de arada sırada konuşanlardan mı? Ya da belki böyle rahat bu kadar insanın karşısında nasıl konuştuklarına şaşıyordunuz diğerlerinin?
Topluluk önünde konuşabilme –ve kendimizi dinletebilme- becerimiz çocukluk sırasında doğal olarak geliştiyse, bunun eksikliğini hiç hissetmemiş olabiliriz. Ama varlığının faydalarını da yeterince algılamamış olma ihtimalimiz vardır.
Peki çocuklukta oyun içinde oynar gibi edinmemişsek bu yeteneği? Konuşamıyorsak, başkalarını etkileyemiyorsak, böyle bir yeteneğimiz olup olmadığını denemeye bile hiç cesaret edememişsek…
Bunun etkisini hayatımızda görürüz. Bu etki ne kadar derinden iz bırakacak örnekler yaşatırsa bize, eksikliğimizin acısını da o kadar derinden hissederiz.
Sevdiğinizin kişiyle sevginizi paylaşamadınız mı? Belki etrafınızdaki başka insanlara karşı bu durumu nasıl temsil edeceğinizden korktuğunuz için paylaşamadınız üstelik?
İş yerinizde işleri hep siz yapıyorsunuz ama iş arkadaşlarınız çok daha az iş yaparak çok daha fazla övgü mü topluyorlar?
Kendinizi topluluğa yeterince sunamadığınız için olmasın? Belki de büyük bir açılışı perde arkasında kanınızla terinizi karıştırarak siz sürükleyip hazırladınız, ama neden sahneye çıkıp açılışın başarısını sahiplenme cesaretini gösteremediniz?
Topluluk karşısında konuşmaktan çekindiğiniz için ya da çıkıp kendinizi iyi temsil edemediğiniz için yaşadığınız kayıplar oldu mu?
Onları düşünün.
Özellikle de alternatif maliyetlere odaklanın. Çekinip geri kaldığınız için kaybettiğiniz olası kazançları düşünün.
İstek
Topluluk önünde konuşabilmeyi istemenizin onlarca sebebi olabilir. Bunların bir kısmı genel geçer bir kısmı ise size hayli özel sebepler olabilir.
Olası isteme nedenlerinizin bazılarını şöyle bir hızlıca düşünelim:
- Yakın çevrenizdeki insanlarla daha kaliteli bir iletişim kurabilme
- Yeni dostlar edinebilme
- İşyerinde başarı
- Sosyal çevrenizde başarı
- Yaptıklarınızı anlatabilmek ve insanların yapmasını istediğiniz şeyleri yapmalarını sağlayabilmek
- Bunu hiç istemeseniz de zorunlu olarak yapmanız gereken konuşmalarda en azından durumu kurtarmak
- Bir topluluğun seçtiği kişi olabilmek, mesela bir milletvekili…
Sadece birkaçını sıraladığımız bu olası isteme nedenlerinin bazıları tek başına bile bu yeteneği kazanma yoluna düşmenizi sağlayabilir. Peki ne engel oluyor?
Rezil olma korkusu…
Ya insanları etkileyemezsem? Ya kendimi anlatamazsam? Ya beni sevmezlerse? Ya ya ya ya…
Toplum karşısında rahat konuşabilen ve insanları etkileyebilen kişilerin kendileriyle rahatlıkla dalga geçebildiklerini gözlediğiniz oldu mu?
Temel soru şu: Nolur ki?
Hiç tanımadığınız 1500 kişi karşısında iki saatlik bir konuşma yapmaya çıktığınızda nasıl tepki verecekleri sizi endişelendiriyor olabilir. Ama oradan başlamak zorunda değilsiniz.
Bir arkadaş grubunda 3-5 kişinin karşısına çıkıp bir şeyler anlatmayı deneseniz ne olur? Belki de sizin gibi topluluk karşısında konuşmakta zorlanan arkadaşlarınız varsa onlarla bir çalışma grubu oluşturup bunu deneyebilirsiniz.
Zor duruma, gülünç duruma ve başka durumlara düştüğünüz olacaktır. Bunları kabullenip lehinize kullanabilirsiniz. Ve bunu daha tanıdık, daha destekleyici ve daha küçük gruplar önünde yapmaya başlayabilirsiniz.
Ya rezil olursam korkusunu yenmek için deplasmana çıkmadan önce kendi sahanızda rezil olmayı deneyin. Ne kadar kötü olduğunuzu bir görün. İnanın ki, düşündüğünüz kadar kötü olmayacak. Korktuğunuz kadar kötü olmayacak. Korktuğunuz kadar, hatta daha da kötü olsa ne olur ki? O kötü durumu yaşamış olursunuz artık. Ve düzeltmenin yollarına bakabilirsiniz.
Korkuların çoğu gibi, topluluk önünde konuşma korkusu da sanaldır. Siz onu var kabul ettiğiniz sürece cisim bulur, şekillenir. Korkunuzu kabullenip üzerine yürüdüğünüzde –ama adımlarla, aşama aşama- serap olur ve havaya karışır.
Sizin topluluk önünde konuşabilmek ve etkin konuşabilmekle ilgili olumlu istek sebepleriniz ve olumsuz istek sebepleriniz neler?
İnanç
Yapabileceğinize inanmalısınız. Sizin inanmadığınız bir şeye kimse inanmaz. Topluluk önünde konuşamayacağınızı düşünerek çıktığınız bir topluluk içindeki herkes de sizin topluluk önünde konuşamayacağınızı düşünecektir. Çünkü titreşimleriniz onları da etkiler. Konuştuğunuzu fark etmediğiniz beden dilini anlamayı bildiklerini bilmedikleri gözleriyle görerek anlarlar.
İnancınızı geliştirmek için aşamalarla ilerleyin. Küçük, tanıdık, destekleyici bir topluluk önünde konuşmayı başarana kadar denemelerde bulunun. Onların önünde başarabileceğinize inanın ve çıkıp başarın. Sonra giderek daha zorlayıcı çalışmalara geçersiniz. Daha büyük tanıdık, destekleyici bir topluluk… Küçük ama tanımadığınız bir grup…
Bir yandan yeteneğinizi geliştirirken bir yandan da kendinize olan inancınızı geliştirebilirsiniz.
Niyet
Topluluk önünde konuşabilmeye niyet edebilmeniz için olası küçük aksilikleri göğüslemeye ve onları çok büyümeden kontrol altına almaya da karar vermiş olmanız gerekir. Herşeyi düzgün gideceğine ilişkin katı bir niyet oluşturmayın. Olabilecek aksilikleri de göğüslemek üzere niyet edin.
Ufak bir kusurunuz olduğunda bunu örtmeye çalışırsanız daha çok dikkat çeker ve topluluk üzerinde sizi zor durumda bırakır. Oysa bir dil sürçmesini bir espriye çevirmeyi başarır, birazcık da –ama kıvamında- kendinizle dalga geçerseniz, topluluk üzerinde hesapladığınızdan daha iyi bir etki bile bırakabilirsiniz.
Yöntem
Topluluk önünde konuşabilir ve etkili olabilir konuma gelmek için izleyeceğiniz yöntemler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Öncelikle bulunduğunuz noktayı bilmeniz gerekir.
Malcolm X’in hikayesini bilir misiniz? Amerika’da ırk ayrımcılığının yoğun olduğu zamanlarda büyüyen Malcolm X bir siyah olarak toplumun en alt kesimlerine itilir. Her türlü suça bulaşır. Sonunda hapse düşer. Hapiste Elijah Muhammed’in takipçileri ile tanışır ve onlardan etkilenir. Elijah’a mektup yazmaya çalışır ama iki cümleyi bir araya getiremediğini fark eder. Eğitimi, geçmişi kendini iyi bir mektup yazarı veya bir hatip yapmak için pek de uygun bir birikim sağlamamıştır.
Hapishanenin kütüphanesindeki büyük bir sözlüğü kelime kelime tanımlarıyla birlikte defterlere yazmaya başlar. Yanlış hatırlamıyorsam iki kere baştan sona bitirir bu işi. Hücrelerin ışıkları söndüğünde, parmaklıkların kenarına geçip koridordan düşen ışıkta çalışmaya devam eder. Gardiyanın geçeceği zamanlarda yatağına dönüp uyuyor numarası yaparak geceler boyu gündüzleri olan çalışmasına çalışma ekler.
Malcolm X, hapisten çıktıktan sonraki yıllarda Amerika’nın gördüğü en büyük hatipler arasına girecektir.
Nereden başlıyorsunuz? Yeterince kelime bilmiyorsanız, konuşacak doğru düzgün bir dil bilmiyorsanız bile, eksiklerinizi gidermeniz mümkün.
Topluluk önünde konuşabilmenizle ilgili engelleriniz neler? Düşünün, onları bulun ve yok edin.
Süreç ve İçselleştirme
Bazı şeyler yaptıkça gelişir. Yaptıkça artık olgunlaşmış olduğunuzu düşündüğünüz yetenekleriniz bile gelişmeye devam edebilir. Topluluk önünde konuşmak böyle bir süreçtir. Eksiklerinizi giderecek yöntemleri bulup onları kararlılıkla uygulayın. Ve her fırsatta insanlar önünde konuşun. Günün her anında sahneye çıktığınızı düşünün. Yolda giderken biri size otobüs durağını sorduğunda bile etkileyici konuşmaya çalışın. İnsanları sıkmadığınızdan da emin olun. Amacınız sınırsız bir şekilde konuşabilme yeteneği elde etmek değil, ona gevezelik denir ve gevezeler etkili değildir.
Gününüzün her anında insanlarla etkileşim içinde olma fırsatları vardır. Bulduğunuz yöntemleri denemek için bu fırsatları kullanın.
Öyle bir an gelecek ki, her kullandığınızda yeteneğinizin daha da geliştiğini fark etmeye başlayacaksınız. İnsanları etkileyebilme yeteneğiniz sizi şaşırtmayı bırakana kadar devam edin. Doğuştan beri böyleymişsiniz gibi hatırlamaya başlayana kadar devam edin. O kadar içselleştikten sonra zaten dikkat etseniz de etmeseniz de yeteneğiniz sürekli kullanımda olacaktır.
Kişisel gözlem
İnsanların meslek edinmek için çabaladığını hepimiz görüyoruz. İş bulmak için sınavlarla sertifikalar edinenler sürekli artıyor. Üniversite mezunu olmak için, İngilizce biliyor olmak için, iyi bir kariyer edinmek için sürekli bir çaba var.
Ama çoğu durumda başarıyı asıl belirleyen faktörlerin bu tür ileri seviye uzmanlık konuları değil, temel kişilik özellikleri olduğunu gördüm.
İyi konuşabilen, dilini iyi kullanabilen, insanların satır aralarında neler söylemek istediklerini anlayacak kadar iyi dinleyebilen, başkalarını etkileyebilen, kendi kişilik özelliklerini tanıyıp ona göre hareket edebilen insanlar başarılı olurlar. Hangi meslekle ilgileniyor olurlarsa olsunlar… Hangi eğitim seviyesinde olurlarsa olsunlar…
Eğer sizde pek çok özellik edinmiş bir insan olduğunuzu düşünüyor ve hak ettiğiniz başarı seviyesinde olmadığınızdan yakınıyorsanız, temel becerilerdeki durumlarınıza bakın. Özellikle insanları ne kadar iyi anladığınızı ve onları ne kadar iyi etkileyebildiğinizi düşünün.
Sosyal ortamlarda yaşayan sosyal varlıklarız. Topluluk önünde etkin konuşma gibi iletişim yeteneklerinde sorunlarımız varsa, diğer yeteneklerimiz seyircisiz bir sahnede prova yapan ve hiç seyirci karşısına çıkmayan bir aktörün yeteneği kadar değerlidir.