7. Çocuklar ve onlarla ilişkiler


Anne ve babanızın başka çocukları da olabilir. Anne ve babaya karşı sorumluluklar paylaşılabilir. Eşinizle zaten kendi iradesi olan iki bağımsız insan olarak bir araya gelmiş ve bir hayat kurmuş durumdasınızdır. Çok şey paylaşılmakla birlikte eşitler arasında bir birliktelik sayılabilir. Ama çocuklar farklıdır. Çocuğunuzun babası sizsiniz, ya da annesi. Sizden başkası anne ya da baba olamaz ona. Bu sorumluluğu hiçbir şekilde yok saymanız da mümkün değildir.

Kaçamayacağımız bu ilişki, aynı zamanda yönetilmesi gereken bir ilişkidir. Çünkü nasıl bir hayat süreceklerini şekillendirmede yadsınamayacak bir etkiniz vardır. Geleceği çocuklarınız yaşayacak. O geleceği şekillendirecek olan da çocuklarınıza verdiklerinizle sizlersiniz.

Farkındalık

İlk çocuğum daha konuşmaya başlayabildiği dönemlerden beri, karşımdakini bir çocuk olarak değil bir küçük insan olarak düşündüm.

Çocuklarımıza karşı sorumluluklarımızın ne kadar farkındayız, durup düşünmek gerekli. Bazılarımız bunu büyük bir sorumluluk olarak gördükleri için geç yaşlara kadar evlenmeyebiliyor, hatta hiç çocuk sahibi olmayabiliyor. Bazılarımız sorumluluğun bilincinde olarak çocuk sahibi oluyoruz, ama bu sorumluluğu gündelik yaşam içinde çoğunlukla unutmaya meyilli oluyoruz. Bazılarımız ise daha kendisi çocukluğun etkilerinden tam kurtulmadan –belki 30 yaşına gelmiş olduğu halde kurtulmadan- çocuk sahibi oluveriyor ve sorumluluklarını hiçbir zaman tam olarak algılamamış olabiliyor.

Çocuğumuzun geleceğini, karakterini, yeteneklerini belirlemede en önemli etkilerden birisinin bizim etkimiz olduğunu fark etmek ve bu farkındalığı kaybetmemek son derece önemli. Onlarla olan tüm ilişkilerimizde, bir oyun hamuruna şekil verir gibi karekterini etkiliyor olduğumuzu bilmeliyiz.

İstek

Bu sorumluluğu istediğimizden tam anlamıyla emin olabilir miyiz? Bir çocuğun geleceğini nasıl yaşayacağını belirleyecek karakter özelliklerini kazanmasında bizim davranışlarımızın birinci derecede etkiye sahip olduğunu kabul etmek ve olumlu karakter özellikleri davranacak şekilde davranmayı kesin bir şekilde istemek mümkün mü?

Aslında böyle bir rolümüzün olduğunu kabullenmişsek, bu istek biraz da kendiliğinden gelecektir. Ama bu devasa rolün bize düştüğünü kabul etmek o kadar da kolay bir şey değildir.
Sorumluluklarımızı kabullenen ve gereğini yapan bir insan olmayı öğrenmemizi gerektirir. Bu sorumluluğun bizde olduğunu kabul etmekte zorluk çekiyorsak şunu düşünelim: Peki ya kimde?

Sizin doğru yetiştirmek için yeterince çaba sarf etmediğiniz çocuğu kim iyi özelliklere sahip kılacak? Devlet mi yapacak? Komşular mı? Dedeleri, nineleri mi?

Belki Tanrıya inancınız tam ve çocukların sorumluluğunun da onda olduğunu düşünüyorsunuz. Ama yaratılışın temelinde aracılar olmasa, o çocuk size doğmaz, kendiliğinden ortaya çıkıverirdi.

Çocuklarınızın sorumluluğu sizdedir. Buna inanamıyorsanız, başka kimde olabileceğini düşünün.

İnanç

Çocukla ilişkinizin her anının onu şekillendirdiğinin farkına varmanızdan ve bu sorumluluğu istemenizden ya da istemek zorunda kalmanızdan sonra, önemli bir adım daha gelir: Bu çocuğu iyi bir insanın karakter özelliklerine sahip kılabilir misiniz?

Bunu kimse bilmiyor. Bir çocuğun doğru şekilde eğitilmesi, geliştirilmesi için yapılması gerekenler nelerdir? Bunda tam anlamıyla hemfikir olan, gerçekten her detayda uzlaşan iki insan bile bulamayacağınızı düşünüyorum.

Yeri gelir ilgi göstermemek hata olur, yeri gelir ilgi göstermek hata olur. Reçeteye bağlayamazsınız, kesin kurallar koyamazsınız.

Yine de gayret edip, iyi etkide bulunmaya çalıştığınız zaman iyi sonuçlar alacağınıza inanmak zorundasınızdır. Çünkü yapacak başka mantıklı bir şey yok.

Niyet

Bu niyeti defalarca bozacağınızı biliyorum, ama niyetinize tekrar dönebilmeye gayret edin.

Bir insanı en fazla kendi çocukları sinirlendirebilir.
Kaçamayacağınız durumlar oluşturmada onların üstüne yoktur. Sizin onlara en az ilgi gösterebileceğiniz zamanları seçip en yoğun ilgiyi o zaman isterler. Çünkü onlar için ilginiz rakip kabul edemeyeceği bir alandır.

Bir insanı çileden çıkarabilecek tek bir kişi varsa o da çocuğudur.

Buna rağmen, çocuğunuzla olan ilişkinizde her an onun karakterini şekillendirmekte olduğunuzu unutmamanız ve iyi bir şekil vermek için gayret sarf etmeniz gerekir.

Yöntem

Çocuğunuzu geliştirmek için kendinizi de geliştirmeniz gerekir. Olumlu gelişim sağlayabilmek çok geniş bir konu. Konunun uzmanlarının kitaplar doldurdukları halde içinden tam olarak çıkamadıkları kadar geniş.

Sınırları daha belirli bir konu olarak sağlıklı iletişimi korumayı düşünüp, bununla ilgili de tek bir yöntem örneği ele alalım: Çocuğunuzla inatlaşmayın.

Hiçbir ebeveyn çocuğu kadar inatçı olamaz. İnatçı olmakta inat etse de, bundan bir fayda sağlayamaz. Çocuğunuzun yanlış yaptığı ufak tefek şeylerde, hemen ardından “yapma!” diyaloguna girerseniz, sadece davranışını güçlendirmiş, hatada daha da diretmesine yol açmış olursunuz.

Yanlış yaptığı şeylere göz yummanız tabii ki uygun olmaz. Yapmanız gereken, bu hatayı daha sakin bir anında, daha ‘alıcı’ olduğu bir anda, açıklayıcı bir şekilde, sebepleriyle birlikte gündeme getirmek ve anlayabileceği bir dille, anlayabileceği örneklerle açıklamaktır.

Anlık tepkiler vermek yerine bunları zamanlamasına dikkat ederek çocuğunuzla konuşmaya başlasanız, bunu bir yöntem olarak benimseyip sindirseniz, bunun yanında başka hiçbir çaba içine girmeseniz bile, çocuğunuzla iletişiminizin biraz daha iyi bir seviyeye ulaştığını fark edersiniz.

Bunun gibi daha pek çok yöntem geliştirmeniz mümkündür.

Süreç

Çocuğunuzla iyi iletişim içinde olmakla ilgili yöntemler belirlemiş olsanız da bunları sürekli olarak uygulamaya çalışmak çok zorlayıcı olacaktır. İyi iletişim yöntemleri buldukça bunları sürekli ve kararlı bir şekilde uygulayın. Bu zorlu yoldan vazgeçip, iletişimi kapatıcı ama anlık olarak daha kolay olan yöntemlere kaçmayın. Çünkü o yöntemler, istediğiniz yere çıkan yollar değildirler.

Kendinize şunu sorun:

Çocuğum önemli bir suç işlerse, bunu gelip bana itiraf edebilecek kadar beni iletişime açık görür mü?

Çocuğum okulunda bir arkadaşının uyuşturucu kullandığını fark ederse, benimle bu durumu paylaşacak kadar beni kendisine yakın görür mü?

Çocuğum başına kötü bir şey gelirse, bunu utanç verici olarak bile görüyor olsa, benimle dertleşebilir mi?

Bu sorulara olumlu cevap verebilecek kadar iyi bir iletişim kurabilmek, yıllarca yaşayacağınız küçük küçük sıkıntılara –birikince ne kadar dağ gibi olsalar da- değer. Zor zamanda can simidi olabilecek bir iletişim kanalını canlı tutabilmek için çocuğunuzla iletişiminizin her anında dikkatli olmanız gerekir.

İçselleştirme

İyi ve kaliteli iletişime dikkat ederek hareket etmeye kendinizi alıştırdığınızda, bunu aranızdaki ilişkinin rengi haline getirdiğinizde, bu durumu çocuğunuz da hisseder. Size daha iyi cevap veren bir yaklaşım içine girer, daha rahat açılmaya başlar, dertleşir, uzlaşır. Siz bu ilişkinin rengini nasıl boyarsanız, çocuğunuzun size olan davranışlarında da aynı renk hakim olacaktır.

İletişim karşılıklı olan bir eylemdir. Bu eylemde çocuğunuzun size karşı olan davranışını belirleme şansınız yoktur. Ama kendinizin çocuğunuza karşı olan davranışı, sizin elinizde olan bir değişkendir. Bu davranışın sürekli ve kesintisiz bir şekilde olumlu olmasını içselleştirdiğinizde, çocuğunuzun size karşı davranışları da benzer bir şekilde iyileştirme göstermiş ve çocuğunuzda içselleşmiş olacaktır.

Kişisel gözlem

Sekiz kardeşiz ve ben yedincileriyim. Yeğenlerimin özellikle büyük olanlarını bebeklikten beri bilirim. Liseye girişte sınav kazanarak memleketten ayrılmadan önce, her cumartesi akşamı yeğenlerim anne babalarıyla birlikte bizim evde olurdu. Anne baba ve çocuk arasındaki ilişkiyi daha ilkokul ve ortaokul yıllarımda bile bolca gözleme şansım oldu.

İki çocuğum var. Onları konuşmaya başlayabildikleri zamanlardan itibaren bir birey olarak görüp kabul ettim ve iyi bir iletişim kurmaya gayret ettim, ediyorum. Hem gözlemlerimle hem birinci elden, bu işin ne kadar zor olduğunu biliyorum.

Her çocuk en çok kendi anne babasına karşı zalimdir. Sınırsızca beklenti içindedirler ebeveynlerine karşı. Onlara neler çektirdiklerini çoğu durumda hiç düşünmezler bile. Düşünmezler ki fark etsinler.

Bu durumda aradaki iletişimin rengi ve kalitesi konusunda da sorumluluk ebeveynlere düşüyor.

Süreç açısından ele alacak olursak, çocuğunuzla iyi bir iletişim yaşatmanın en zor yanı, sizin çocuğunuzda çalışacak yöntemleri bulmak ve bunları hem kendinizde hem de çocuğunuzda sağlıklı bir iletişim içselleşmiş hale gelene kadar her an ve kesintisiz uygulama gücünü göstermek olacaktır.
Zorluklardan yılmayın. Söz konusu olan, en değerli varlıklarınız: Çocuklarınız.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s