1. Çevrimlerle öğren, kalıcı öğren!


Benim o Mat sınavına boşuna hazırlanmaktan vazgeçtiğim geceden yıllar sonra Stephen Covey’in benzer bir konuyu çiftçiliğe benzetim yaparak anlattığını gördüm: Sene boyunca gerekli hazırlıkları yapmazsanız, sadece hasat zamanı çok çalışarak, ekmediğiniz, sulamadığınız bir tohumun ürününü biçemezsiniz. Yani hazırlık için gereken süreyi harcamalısınız.

Ders 1: Gerekli zamanı ayıracaksınız.

Önemli gerçeklerin sıklıkla olduğu gibi, çok basit. Benim taktiğim sadece gerekli zamanı ayırmaktan ibaret değil. Sahip olduğunuz zamandan maksimum fayda da almanız gerekli.

O uykusuz geceden 15 yıl kadar sonra bu kitabı yazmaya başladığımda ‘öğrenme eğrisi’ kavramını aradım internetten. Öğrenme eğrisindeki temel ilkenin şu olduğunu gördüm: bir şeyi ilk kez yapmanız mesela 100 birim gayret gerektiriyorsa, ikinci yapışınızda bu gayret 80’e, üçüncüde 70’e vb inebilir. Bu da benim kullandığım önemli taktiklerden birisi, ama bütüncül taktiğimin bir parçası sadece.

Ders 2: Bir şeyi yaptıkça daha kolay yapar hale gelirsiniz.

Yine o geceden 12 yıl kadar sonra okuduğum bir çalışma, bir konuyu öğrenmeye başlamamızı, öğrenme faaliyeti sırası ve sonrasındaki bilgi seviyesinin seyrini anlatıyordu. Kısaca şöyle düşünebilirsiniz: Bir konuyu diyelim yüzde 25 biliyor olarak eğitime başladınız. Eğitim faaliyeti boyunca bu bilginiz giderek artarak diyelim yüzde 90’larda bir tepe yapar. Eğitim sonrasında tekrar etmezseniz, bilgi seviyeniz tatlı bir eğimle eski yerinin biraz üstüne mesela yüzde 35 civarına geri döner. Korkunç! Ama eğer eğitimin bitiminden birkaç gün sonra, tatlı bir eğimle unutmaya başladığınız sırada bir tekrar yaparsanız, sonra bir hafta geçince bir tekrar daha yaparsanız, birkaç hafta sonra bir daha… Bu durumda bilgi seviyeniz azalmaya başlarken destek vermiş olursunuz. Tekrarla bilgiler artık kalıcı hale gelir ve mesela yüzde 80’lere yakın bir seviyede bilginizi kalıcılaştırmış olursunuz.

Ders 3: Tekrar, bilgiyi kalıcılaştırır.

Geliştirdiğim taktiği onayladığını gördüğüm bu dersler, benim taktiğimde birleşmiş durumda. Teorik olarak uzun uzun açıklamalara girmeyeceğim. Bir gerçek hayat uygulamasıyla yöntemi anlatayım:

Diyelim 3 hafta sonra önemli bir finaliniz var. Bu finale günde en fazla 4 saat ayırabileceksiniz. Her gün 4 saatten, 1 günü de tampon bıraktınız, 20 günde 80 saatiniz var.

Kendinize uygun yüzdeleri geliştirirsiniz; ben bu durumda ilk yarıyı ilk tekrara ayırırdım. 10 günde tüm konuları bir kez bitirirdim. Bu bitirme sırasında konuların belki yarısına yakınını tam olarak anlamayabilirim, önemli değil. İlk geçişte yüzde 55-60’lık bir anlama bile yeterlidir. Çoğu zaman bunun üstünde bir oran yakalayabilirsiniz.

Harcayacağınız süre 10 günde 40 saat olduğu için ve bitirmeniz gereken hacim belli olduğu için saatte kaç sayfa çalışmanız gerektiğini bilirsiniz ve tamamını anlamaktan bağımsız olarak bu hızda çalışırsınız.

İlk turun sonunda kazandığınız en önemli şey, bitirmenin verdiği gökten zembille inmiş gibi gelen öngörüdür. Bazı konular detaylara bakarak anlaşılamaz. Onları anlamak için konunun geneliyle ilgili bir öngörüye sahip olmanız gerekir. Bu ilk tekrar, konuların yarısından fazlasını anlamanın ötesinde size bu öngörüyü kazanma faydası sağlar.

Böylelikle ikinci tekrarı kalan 10 günün sadece 4 gününü ayırarak bitirebilirsiniz. İlk seferde anlamış olduğunuz kısımları tekrar etmiş olursunuz. Genel öngörü edinmiş olmak ve ikinci bir bakışı daha bilge olarak yapabilmek sayesinde, ilk turda anlamadığınız konuların büyük çoğunluğunu pek de fazla çaba sarf etmeden anlarsınız. İkinci turda da anlamakta zorlandığınız şeyleri yine daha geriye bırakabilirsiniz. Toplam 20 günlük sürenizin sadece 14 gününü harcamış durumdasınız ne de olsa, daha 6 gününüz var!

Üçüncü tekrar 2 günde falan biter. Üstelik anlamadığınız konu hemen hemen kalmamıştır. Konuların yarıdan fazlasını da 3 kere tekrar etmiş olursunuz.

Bu aşamada kendinizi iyice rahatlatıp çalışma temponuzu düşürebilirsiniz. Dördüncü tekrar bir günden az sürecektir. Sonra bir günü boş atlayıp, kafanızı boşaltıp, beşinci tekrarı yarım günde bile yapabilirsiniz. Sınava kadar olan vaktinizde dilediğiniz kadar hızlı tekrar yaparsınız. Sınav sabahı, girmeden önce şöyle bir başlıklara göz atmak, en fazla yarım saat sürecek tam bir tur daha yapmış olmanızı sağlayacaktır.

Sadece biraz disiplinle toplamda daha az çalışarak üstelik daha kalıcı bilgiye ulaşmış oldunuz. Tebrikler!

Ben bunu defalarca yaptım. Emin olun, uygulanabiliyor.

GERÇEK HAYAT ÖRNEĞİ

Üniversitede finallere hazırlanırken ana hatlarını oluşturduğum bu yöntem, hayatımın o kadar içine girmiş durumda ki, ayırıp tek bir örnek vermek zor.

2001’den bu yana içinde olduğum teknik eğitim ve teknik danışmanlık alanında, sürekli yeni konular öğrenmem gerekiyor. Bildiğim ürünlerin 2 ya da 3, bilemediniz 5 yılda bir yeni sürümü çıkıyor ve yeniden öğrenmek gerekiyor. Bu yöntem sayesinde, zorlanmıyorum.

İçinde bulunduğum evrede hayatım bir dönüm noktasında. Bu dönüm noktasının başlangıcı, Kanyon’a ilk gidişimde, DR’da geçirdiğim bir saatlik kitap gezisi sırasında karşılaştığım Kiyosaki’nin ‘Rich Dad Poor Dad’ kitabıydı. Hayatımda bir dönüşüm noktası oluşturacağını hissettiğim Kiyosaki yaklaşımları, okuduğum ilk kitapta sadece bir fikir oluşturdu. Düşünecek bir şeyim olmuştu. İlk çevrim…

Ardından Kiyosaki’nin başka kitaplarını buldum. Türkçe, İngilizce… Cashflow 101 ve 202 oyunlarını edindim, oynamaya başladım. Bunların hepsi, finansal özgürlük hedefine doğru çevrimli ilerlememin birer döngüsü oldular. Yakınlarda 3 arkadaşımla birlikte http://www.dortadamozgurlugunuariyor.com adresinde daha belirgin bir atılım gerçekleştirdik.

Çevrimler devam ediyor. Geçmiş deneyimlerimden biliyorum ki, artık hızımı aldım. Yoldayım. Rich Dad Poor Dad’i elime ilk aldığımdaki kişiden çok farklıyım.

Bu büyük dönüşümü yaşayabilmemi sağlayan çevrimli dönüşüm oldu. Üstelik bu konuda çevrimli öğrenmeyi uygulamaya almış olduğumun uzunca bir süre farkında bile olmadım. Olumlu bir alışkanlığı iyice yerleştirdiğinizde böyle güzelliklerle karşılaşıyorsunuz.

Fayda 1: En kötü senaryoya hazır olmak

Çevrimlerle öğrenmeyi içselleştirilmiş bir taktik haline getirmek biraz zaman alır. Benim için bir aydınlanma anı ve ardından kendi kendime keşfettiğim bir süreç olduğu için seneler aldı. Üstelik bilinçli bir keşif de değildi bu. Bilinçaltım, bu taktiği uygulamaya başladı ve giderek içselleştirdi. Geriye dönüp baktığımda, pek çok yeni konuya atılışımda giderek olgunlaştırarak bu taktiği uygulamış olduğumu fark ediyorum. Dışarıdan bir başka insanı izler gibi!

Siz bu taktiği benden okuduktan sonra uygulamaya karar verirseniz, bilinçle uygulamış olacaksınız. Keşiflerle uğraşmaya gerek olmadan ana hatları öğrenmiş olmak bir avantaj tabii, ama her bildiğiniz şeyi uygulamak o kadar kolay değil. Özellikle davranışlar ve alışkanlıklarla ilgili konuları. O kadar kolay olsaydı, herhalde dünyada sigara içen bir tek insan olmazdı şu an! İntihar meyilliler hariç…

İlk denediğinizde çuvallayacaksınız! Buna emin olabilirsiniz. Çünkü böyle vakit varken çalışmaya başlamak gibi büyük bir adımı attıktan sonra, anlamadığınız halde bir yeri geçmekte çok zorlanacaksınız. Bu yüzden, ilk tekrar öngördüğünüzden çok daha uzun sürecek. İkinci tekrarı yapacak kadar vaktiniz kalırsa şanslısınız.

Bu durumda bile, son gece çalışmasına göre çok daha avantajlı olacaksınız. Tek bir turda bile konuların 3’te 2’sine yakınını kavramış olacaksınız çünkü.

Ben buna Z planı diyorum. İp cambazının altındaki ağ gibi de düşünebilirsiniz. Böyle tek bir tur bile, sizi sınavda idare eder bir sonuca götürebilir. Bundan daha faydalısı ise: Ömür boyu faydasını göreceğiniz olumlu bir alışkanlığın ilk adımını atmış olursunuz.

Fayda 2. Zamanın etkin kullanımını ençoklamak

Zaman en kıt kaynağımızdır. Herhangi bir sınavımızda, son anda bize kesinlikle hesaba katmamış olduğumuz bir gün daha verilmiş olsa, başarı düzeyimiz çok daha yüksek olurdu! Zamanın kıt olmasının sebebi, değerli hale gelmeden önce ondan yeterince biriktirmemektir. Belirli bir amaç için sahip olduğumuz zamanın ilk dilimlerini çok bonkörce harcarız. Kalan zamanının değerini algılamaya başladığımızda bu en önemli kaynak ‘kıt olmaya’ başlamıştır bile. Aslında iş işten henüz geçmemiştir ama tembelliğimizi üstümüzden hızlı sıyıramadığımızdan yeterince soğukkanlı davranamaz ve verim sağlayamayız. Artık yeterli olandan daha az zamanımız kalmıştır. Stres iyice yoğunlaşmaya başlar ve verimimiz daha da düşer. Zamanın karaborsa seviyelerinde değerlendiği son zamanlarda ise artık panik halindeyizdir. Bu dönemde verimimiz neredeyse sıfıra düşer.

Oysa yapmamız gereken, sadece seyri tersine çevirmektir. Yani başta daha fazla çalışıp o iş için ayırdığımız zamanın birim değerini giderek ucuzlatmak! Başarıyı getirecek olan budur.

İlk turda her şeyi anlamaya çalışmamanın en büyük kazancı sağladığı zaman tasarrufudur. Her şeyi bir kerede anlayamazsınız! Bu ilk turda tümevarım yapıyorsunuz. Henüz ‘tüm’ü bilmiyorsunuz. Bütüncül bir algınız yok! Ormanı, büyük resmi göremiyorsunuz. Anladığınız ya da anlamadığınız sadece ağaçlar. Ya da resmin küçük ayrıntıları…

Bu bilinçle yapılan bir ilk çalışma, tüme varımın altyapısını oluşturmakta büyük fayda sağlayacaktır. Nasıl bir çevrede yer aldığınız parçaların birikmesiyle giderek daha açık hale gelir. Tek tek parçalar üzerinde henüz değersiz gözüken ama aslında çok değerli olan zamanınızdan fazla harcamamış olursunuz.

İkinci tur, çok değerlidir!

Size yaşlı bir insan bakışı sağlar. Bitirmiş olduğunuz detaylar, anladığınız çoğunluğuyla ve anlamadığınız ama size bir his vermiş kalan kısmıyla yaşanmış bir hayat gibidir. İkinci tur tümden gelim turudur. Oluşmuş yeni yaklaşımınızla, ayrıntıları bütünden gelen bir yaklaşımla çok daha kolay çözümlersiniz. İkinci turda tekrar ediyor olduğunuz konular daha iyi oturur. İlk turda anlamamış olduğunuz konuların bazıları sizi şaşırtır. Bunu nasıl anlamamışım diye düşünürsünüz. Ama bunu sağlayan ikinci turun getirdiği görüştür. Bu konulardan herhangi birine takılmış olsaydınız, anlamak için gereğinden önce yoğun bir çaba sarf etmiş olsaydınız, damarınızda kan gibi olan zamanı ve diriliğinizi açılan küçük bir yaradan kaybeder gibi kaybetmeye başlamış olacaktınız. İlk turda takılacağınız bu küçük küçük detay konular birikip vücudunuzda küçük küçük onlarca yaranın dayanılmaz bir kan kaybına sebep vermesi gibi zamanınızı ve diriliğinizi emecekti.

Buna direnebildiğiniz için tebrikler!

İkinci tur satır aralarını görebilme turudur. İkinci turun sonunda konunun hemen hemen tamamını kavramış olursunuz. Ama bu turda da yine detaylara çok uzun süre kafa yormamak iyi olacaktır.

Güreşin acımasızı üçüncü turdadır. Bu turda anlamadığınız şey kalmamış ya da anlamadığınız kısımlar önem verilmeyecek kadar azınlığa inmiş olmalıdır. Üçüncü turda çözmekte zorlandığınız konular için özel birkaç taktik kullanılabilir. Daha önce hiç bakmadığınız bir kaynağın aynı konuyu nasıl sunduğunu görmek iyi gelir örneğin. Taze bir bakış açısı beyninizde bir şimşek çakmasını sağlayabilir. Ya da bir arkadaşına sorarsınız, neyi anlamadığınızı anlatırsınız. Bazı durumlarda daha ona anlatırken, bir başkasına anlatıyor olmanın getirdiği yeni bakış açısıyla konuyu çözersiniz. Bazen de arkadaşınız size gerçekten cevabı söyleyebilir, ama bu nadir olacak bir şeydir, öyle değil mi?

Bu yaklaşımla zamanınızı o kadar etkin kullanmış olursunuz ki, zamanın kıtlaştıkça değerlenme hızından çok daha hızlı bir şekilde zamana olan ihtiyacınızı azaltırsınız. Bu durum sizi bir zaman zengini yapacaktır.
Sınavdan önceki gece, her zaman uyuduğunuzdan birkaç saat fazla uyuyabilirsiniz. Ya da hava güzelse, sahilde bir akşam yürüyüşü, önemli bir final öncesinde çok iyi gelecektir. Özellikle de gönlünüz rahat, hiçbir suçluluk duymadan bu yürüyüşü yapabilecek durumda olduğunuz için.

Son gece beraber çalışmak için arayan arkadaşlarınıza, “hava çok güzel, ben sahilde yürüyüş yapıp zaman öldüreceğim biraz” diyebilmenin hazzını düşünsenize!

Fayda 3: Bilginin daha kalıcı olmasını sağlamak

Bir şeyi bilmenin çeşitli seviyeleri var. İçselleştirip kullanamadığımız bilgiler, yüzeysel seviyelerde kalır ve zamanla suya yazılmış yazı gibi oradan da kaybolur.

İngilizceyi düşünün. Ya da sizin için yabancı olan bir dili… İngilizce bir kelimeyi cümle içinde duyduğunuzda ya da okuduğunuzda anlamak bir bilgi seviyesidir. Bu kelimeyi kendi cümleniz içinde yeri geldiğinde kullanabilmek ise tamamen başka ve çok daha derin bir bilgi seviyesi.
Kalıcı bilgi, sindirdiğiniz, kendinize mal ettiğiniz bilgidir. İngilizce bir kelimenin anlamını bir kere sözlüğe bakıp görmek, hızlı bir öğrenici iseniz, o kelimeyi gördüğünüz zamanlarda anlamını hatırlamanızı sağlar. Ama aynı kelimeyi normal konuşma içinde ya da yazarken doğal olarak kullanabilecek hale gelmek için çok daha fazla tekrar etmiş olmanız gerekir.

Bir bilginin ortamından bağımsız tekil bir gerçek olarak defalarca tekrar edilmesi, son derece verimsiz bir yöntemdir. Çevrimlerle öğrenmede ise, bilgiler ortamlarıyla birlikte görülür, ortamla ilişkileri ilk tekrarda ya da sonraki tekrarlardan birinde kavranır ve bu ilişki ağı içinde daha kalıcı olarak öğrenilir.

İngilizceden örnek verdim, aynı konu üzerinden devam edeyim. Ortaokul öncesi bir sene hazırlık okudum ve İngilizceyi orada öğrendim. Temel gramer bilgisinden sonra, yabancı dili geliştirmenin temel yöntemi kelime ve kalıp öğrenmek ve bunları kullanabilir hale gelmek. Olması gereken seviyede bulunmadığımı hissediyordum. Daha fazla kelime öğrenmeliydim. Cümle kalıplarını sindirmeliydim. İngilizceyi konuşabilecek ve yazabilecek hale gelmeliydim. Oysa daha anlayabilme konusunda bile yeterli değildim. Oturup bir kitabı baştan sona okuyamıyordum, ya da okuyamayacağımı düşünüyordum.
Bu durum üniversitenin son senesine kadar böyle sürüncemede kaldı. Son sene, British Council’e abone oldum. Bu abonelik öncesinde mi hemen sonra mı bilmiyorum, ama o aralar olduğuna eminim, bir de günlük bir gazeteden kupon keserek cebe sığacak boyutta bir elektronik sözlük aldım.

Okumayı çok seviyordum. Roman okumayı da çok seviyordum. İngilizceye de roman okuyarak dalmaya karar vermiştim. Ama bilmediğim kelimeler için sözlüğe bakma zorunluluğu herhangi bir ortamda İngilizce kitap okumamı engelliyordu. Bu sözlük sayesinde bu engeli aştım.

Sonra sözlük engelini de aştım! 1 ya da 2 kitabı sözlükle okuduktan sonra fark ettim ki, sözlüğe bakıp kelimelerin anlamını bulmak hem beni yavaşlatıyor, hem de o kadar faydası olmuyor.

Genel akıştan, yani kelimelerin birbiriyle olan bağlantılarından, cümlelerin oluşturduğu yapıdan konuyu takip edebiliyordum. Bir sayfada bazen ondan fazla kelimeyi bilmesem de! Böylece sözlüğü bir kenara attım ve okumaya gerçekten başladım. Kısa bir sürede, her kitabı bitirdiğimde kelime ve kalıp hazinemin kendiliğinden ve hiç sözlüğe bakmadan daha da genişlediğini fark ettim.

Şimdi, yüzlerce İngilizce kitaptan ve senelerden sonra, çok ilerlemiş durumdayım. İngilizce ile ilgili pratik deneyimim olmadığı halde, yurt dışına çıktığımda ve yurtdışından insanlarla çalışmam, konuşmam, yazışmam gerektiğinde İngilizcemin gayet yeterli olduğunu da deneyimledim. E posta yazarken sık sık başıma gelen bir şey olur hatta: Cümleyi yazarım, anlatmak istediğimi çok iyi ifade ettiğini hissettiğim bir kelime ya da kalıp gelir, kullanırım ama emin olamam, kelimeyi bildiğimi bilmiyorumdur çünkü. Sözlükten kontrol ederim ve doğru kullanmış olduğumu görürüm.

Burada da çevrimlere dayalı öğrenmemin bir uygulaması var. Kelimeleri doğru şekilde, kullanıldıkları ortamda gördüm. İlk okumamda her şeyi anlamak için kendi üzerimde bir baskı oluşturmadım. Ama doğal olarak okuduğum her roman, belirli yeni kelimeler üzerinde odaklandığı için, o kelimeleri tekrar tekrar, farklı cümlelerde, kendi doğal yaşam ortamlarında görüp tanımış oldum. Böylece hiç sözlüğe bakmadan yüzlerce kelime öğrendim.

Kelimeleri sürekli tekrar etmiş olmam, kelimeleri kendi başlarına değil de doğal ortamlarında, cümleler içinde tekrar etmiş olmam, bıkıp usanmadan da İngilizce kitap okumaya devam ederek süreklilik kurmam, kelimeleri kalıcı olarak öğrenmeme sebep oldu.

Birkaç aydır, İngilizce roman okumayı bıraktım. The Economist dergisini takip ediyorum. İlgimin çok dışında olan makaleler hariç tüm makaleleri okuyorum. Bir sene the Economist okuduktan sonra kelime hazinem bir kademe daha ilerlemiş olacak.

Fayda 4: Satır aralarını keşfetmek

Detaylarda kalırsanız, detaylarda kalırsınız! Bazı bilgiler satır aralarında gizlidir. Bütüncül bir yaklaşım edinemeden onları anlayamazsanız. Bırakın anlamayı, anlaşılacak bir şey olup olmadığını bile hissedemezsiniz.

Öte yandan bir konuyu artık öğrenmenin de ötesinde hissetme seviyesinde sindirmişseniz, detaylar ve aralarındaki bağlantılar, bir anda çok kolaylaşır.

Yeni bir alanla uğraşıyorsanız, ilk ve en büyük engellerden biri jargondur. Kabaca 100 kelime! O alanla uğraşan insanların günlük dillerine girmiş, dışarıdan bakan ya da dinleyenler için bir büyü bulutu gibi sanal ama çok etkin duvarlar oluşturan kelimeler.

Bu kelimeler, temel kavramlar, ilk detaylar, sonraki öğrendiğiniz çok daha fazla detay; hepsi ayrıntıdır. Ama bütüncül bir yaklaşım edinebilmek için bu ayrıntılara ihtiyacınız vardır.

Çevrimli öğrenme, detaydan başlayıp genel olarak bir tur atmanızı ve ardından daha bütüncül bir yaklaşımla detayları tekrar ele almanızı öngörür.

Bir semtte emlak yatırımları yapmaya karar verdiğinizi düşünün. Rastgele bir emlakçıya girip öncesinde ilanlara şöyle bir göz atmış olmaktan kaynaklanan bilgiyle satın alma yapmaya başlamak bir yöntemdir. Ama iyi bir yöntem değildir.

Öncelikle detaylara belirli ölçüde hâkim olmanız gerekir. İlanlara bakmalısınız. Birkaç emlakçıyla genel sohbet etmelisiniz. Birkaç gün semtin sokaklarında alıcı gözle bakarak dolaşmalısınız. Esnafla konuşmalı, yaşayanları gözden geçirmeli, genel havayı koklamalısınız.

Yeterince detay üzerinden geçince, yavaş yavaş aynı işleri yapmaya devam ederken, detayların arasındaki bağlantıları görmeye başlarsınız. Yeterince kararlı ve azimliyseniz, bir müddet sonra bir anlayışa sahip olmaya başlarsınız. Bu noktadan sonra, neyin ucuz neyin pahalı olduğunu, hangi dairenin kaçırılmayacak bir fırsat, hangi daireninse uygun şartlarda gözükse de baş belası olabileceğini daha iyi hissedebilirsiniz.

İlk satın almayı yapmanız, belki birkaç ay sürer. Ama zarar etme olasılığınız çok daha düşüktür. Semti iyi tanımış olmanın getireceği avantajları yıllar boyunca yaşamaya devam edebilirsiniz.

Öğrenmek, hayatımızın en önemli etkinliklerindendir. Erkek-kadın ilişkisindeki güven ve mutluluğu sağlayacak detayları öğrenirsiniz ya da öğrenemezsiniz. Hayatınızın yönünde önemli etkisi olacaktır. Yatırım yapmayı, doğru yatırımlar yapmayı ya da hep saçma yatırımlar yapmayı öğrenirsiniz. Mesleğinizde dünya çapında yenilikler yapma noktasına ancak öğrene öğrene gelirsiniz. Ya da gelemezsiniz.

Öğrenmek, başarılı insanların her yaşta yapmaya devam ettikleri en önemli etkinliklerdendir.

Öğrenmeyi bıraktığınız an eskimeye başlarsınız. Kısa bir süre sonra artık hayatın satır aralarını yorumlayamaz hale geleceğinizden hazırdan yemeye başlarsınız. Yeni kazanımlar oluşturamaz, eski kazanımlarınızdan harcarsınız. Sohbetiniz daha az ilgi çeker olur. Daha az sevilirsiniz. Yaptığınız yatırımlar hep kötü sonuçlar vermeye başlar. Yalnızlaşır, hayatın dışına itilmiş hissedersiniz.

İlişkileri anlamak için noktaları anlamanız gerekir. Yeterince noktayı özümserseniz aralarındaki ilişkileri de çözümlersiniz. Tüm yapıyı yeterince iyi inceler ve tekrar ederseniz, mevcut noktaları ve ilişkileri ezberlemekle yetinmez, ortaya çıkan desenleri algılayabilecek seviyeye gelirsiniz. Böylece tekil ve daha önce karşılaştığınız örneklerle kısıtlı bilgi seviyesini aşar, daha önce yaşanmamış durumlarda ne yapabileceğinize ilişkin öngörü sahibi olursunuz.

Fayda 5: Doğru ezberleyerek öğrenmek

Ezberi hiç sevmezdim. İlkokuldayken… Ortaokuldayken… Ezberleme yeteneğimin olmadığını düşünürdüm. Ezberleyenlerin de başarı sağlayamayacağını.

Sorunun –çoğu zaman olduğu gibi- sadece bir tanımlama sorunu olduğunu ne zaman anladığımı bilmiyorum. Şimdi geriye dönüp bakınca, zaman içinde algılamamın evrildiğini görüyorum.

Aslında ilkokulda ben de ezberliyormuşum. Sınıfta duymak bana yetiyordu. Bunun ‘öğrenmek’ olduğunu düşünüyordum. Yani bir kere duymak öğrenmem için yeterli oluyordu. Yaptığımın öğrenmek mi ezberlemek mi olduğunu söylemek kolay değil.

Temelde hedef, bir bilginin zihnimizde kalıcı hale gelmesini sağlamak… Bir yandan da sadece kuru bir bilgi olarak kalmasının ötesinde, başka yerlerde kullanacak kadar, yorumlayacak kadar bu bilgiyi sindirmiş olmak. Böylelikle başka durumlar için bu bilginin varlığını girdi olarak kullanabilmek.

Bu durumda ezberlemek ne öğrenmek ne?

Şöyle bir tanım adil olur gibi görünüyor: Ezberlemek bilginin kalıcı olmasını sağlamaktır, öğrenmek ise kalıcı haldeki bir bilgiyi başka durumlarda girdi olacak kadar iyi bir biçimde sindirmektir. Bu durumda bir bilgiyi öğrenmiş olmak için ezberlemeniz de gerekiyor.

Çevrimlerle öğrenmek, çevrimler sırasında daha önceki çevrimlerde anlaşılmış bilgileri tekrar etmek, ilişkileri kavramak, doğru ezberlemenin ve iyi öğrenmenin de kendiliğinden oluşmasını sağlıyor.

Bir bilginin kalıcı ve başka süreçlere girdi sağlayıcı olabilmesi için, sosyal olması gerekli. Zihninizde adalar şeklinde oluşmuş bilgilerin yaşama şansları çok az. Her bir bilgi, ne kadar çok başka bilgiyle ilişki içindeyse, hayatta kalma ve kullanılma şansı o kadar yüksek. Çünkü insan zihninin unutma yeteneği de var. Çok önemli bir yetenek! Unutamasak, yaşayamazdık. Size yararlı olacak bilgileri sosyalleştirmeniz gerekiyor ki unutmayasınız, özümseyebilesiniz.

Mesela hafız adayları, Kuran’ı ezberlerken, her ayeti sonraki ayetin ilk kelimesiyle ezberlerler. Böylelikle ayet tek başına kalmaz, zihinlerinde konumlarıyla ilgili bir çengelle birlikte kaydolur.

Ben metin ezberleme konusunda iyi değildim. Hiç olmadım, olacağımı da sanmıyorum. Ama bilgi ezberleme konusunda hep iyiydim. Çevrimli öğrenme metodum sayesinde daha karmaşık konularda da doğru ezberleyerek öğrenmeyi başarabiliyorum.

Çevrimlerle öğrenmenin doğal başarısı neyse de, başarıyı etkileyen önemli bir faktör daha var: Dikkat.

İnsanda seçici dikkat vardır. Bunu kendimde defalarca gözledim. Her gün geçtiğim bir yoldaki bir dükkanı söyleseler hatırlamadığım çok olur.
İlkokulda bir gündüz vakti, babamın bıyığı olup olmadığı aklıma takılmıştı ve hatırlayamamıştım. Öte yandan önem verdiğim bir konuyla ilgili bir toplantıya girdiğimde hiç not almasam bile önemli noktaların neredeyse tamamı özel bir çaba harcamadan aklımda kalır. Seçici dikkatin mekanizmasını çözebilmiş değilim. Kendimde bile bunun nasıl çalıştığını bilmiyorum, nelere dikkat edip nelere etmediğimin çok farkında değilim. Dikkat bakımından eksik olduğumu düşündüğüm durumlar oldu ve bunlardan bir kısmını geliştirdim de. Ama bu çevrimlerle öğrenmeyle ilgili olsa da daha çok alışkanlık geliştirmenin konusu olduğu için şimdilik daha fazla detayına girmeyeceğim.

Senaryo 1: Gülşen: Ayaklarını yere sağlam basmak için!

Gülşen bir grafik tasarım uzmanı. İlkokul öncesinden beri çizmeye, boyamaya, resmetmeye çok büyük ilgi duyuyordu. Bu ilgi sayesinde, biraz da çevresindeki insanlar arasında bu alana giriş yapabilecek bağlantılar bulduğu için grafik tasarım alanında çalışmaya başladı.
Başlangıçta babası bu mesleğe razı olmadığı için, lise 2 ve 3’ü sevdiği tasarım işleriyle değil, üniversite sınavında babasının istediği mühendislik bölümlerini kazanmak amacıyla sayısal konulara çalışarak geçirdi. Lise sonda girdiği ilk sınav hüsranla sonuçlandı. Babası da aslında kızının gerçekten elinden geldiğince çalıştığını gördüğü için ikinci sene beraber düşünerek, Türkçe-Matematik’le girebileceği bir yere girmesini ve okuması daha kolay bir bölümü okumasını, okulu aksatmamak şartıyla da tasarım hobisiyle uğraşmasını kararlaştırdılar.
Kocasıyla üniversitenin son yılında tanışıp, mezun olduktan kısa bir süre sonra da evlendi. Kocasının çevresindeki ilişkilerle doğal yeteneği olan tasarım alanında çalışabileceği bir iş buldu. Ticari tasarımın temellerini burada öğrenmeye başladı.

Mutlu bir hayatı vardı, sevdiği bir işi yapıyor, kazandığı paraya ihtiyacı olmadığı için çok ağır tempoda çalışmak zorunda kalmıyordu. Doğal yeteneği olan bu alanda giderek pratik ve teorik bilgilerini de derinleştiriyordu.

Her şey iyiye giderken, hayat birden tersine döndü.

Gülşen ve kocası ağır geçen bir hamilelik ardından zor bir doğumda kaybettikleri bebeğin krizini atlatamadılar. Bu büyük depremin artçı etkilerine evlilikleri 2 sene ancak dayanabildi. Üstelik acı, sürtüşmeli bir ayrılık oldu.

Gülşen, 30’lu yaşlarının başında, yeni bir başlangıç yapmalıydı. Elinde boşanmadan kaynaklanan bir miktar toplu para vardı ama bunun haricinde birikimi yoktu. Üstelik acı bir şekilde tasarım alanında yeteneği olmakla birlikte, kocasının ilişkileri olmadan, artık ihtiyacı olan daha yüksek seviyede maaşları kazanacak konumda olmadığını fark etti. İşin kötüsü, grafik tasarımla ilgili eğitimler yaygınlaşmaya başlamış, kendisinin güç yöntemlerle, yeteneğine çokça dayanarak ürettiği ürünlerin daha iyilerini gençler bilgisayar ortamında üstelik daha az yetenekle yapar hale gelmişlerdi.

Birkaç aylık uzun çabalar sonucunda giderini karşılayabilecek seviyede bir iş buldu. Ama hafta içi uzun çalışma saatleri gerekiyordu ve işin geleceğine, yeteneğini geliştirme yönünde bahsedilebilir bir etkisi yoktu. İlk birkaç haftada, zor bulduğu bu işin bir mezar olduğunu dehşetle fark etti. Haftalar geçerken, mevcut bilgisiyle para kazanabilirlik seviyesi giderek düşüyordu. Bu işe devam ederken çok riskli ama zorunlu olduğunu düşündüğü bir karar aldı: Gençlerin gittikleri o aylar süren ve onun ölçülerine göre pahalı kurslardan birine kendisi de gidecekti. Birkaç hafta sonunu araştırma yapmakla geçirip en iyi faydayı sağlayacağını düşündüğü kursu buldu ve kalan birikiminin yarısından biraz fazlasını harcayarak kursa kaydoldu. Şimdi önünde nerdeyse 6 ayı bulan bir hafta sonu kursu vardı. Üstelik hafta içleri de uzun saatler boyunca çalışırken bu kurstan maksimum faydayı sağlaması gerekiyordu. Bunu bir ölüm kalım sorunu gibi görüyordu.

Gülşen’in bu kursu nasıl değerlendirebileceği ile ilgili klasik olasılık ve çevrimli öğrenmeyi düşünerek iki alternatif oluşturalım şimdi:

Klasik olasılık:

Gülşen büyük bir kararlılık ve gayretle eğitime başlar. Eğitimden çok büyük beklentileri vardır. EĞİTİMDEN ÇOK BÜYÜK BEKLENTİLERİ VARDIR. Can kulağıyla eğitmeni dinler. İlk hafta sonu iki günde öğrendiği şeyler onu şaşırtır. Hem aslında öğrenilecek konuların çok da zor olmadığını görür, hem de bu kadar konu iki günde geçiyorsa bu kadar uzun sürede ne kadar konunun birikeceğini düşünerek dehşete kapılır.

İlk bir ay, biraz zorlansa da, bazı geceler biraz uykusuz kalarak hocanın anlattıklarını hafta içinde de olsa çözer. Her hafta konulara yetişmek biraz daha çaba gerektirdiği için yorgunluk seviyesi de giderek artar. Sonra bir haftanın sonlarına doğru hasta olur. Kendini tanıdığı için bu hastalığı 5–6 günde atlatacağını bilir ama o aralar iş zamanında yatma şansı olmadığından mecburen bir hafta sonunu kaçırır. Hastalığın da verdiği moralsizlik, kaçırdığı konuyu tekrar yakalamak zorunda hissetmenin yaşattığı baskı ve işin doğal yorgunluğu bir araya gelince o hafta sonunu evde yatarak geçirirken eğitime gitse olacağından daha fazla yorulur.

Sonraki hafta büyük bir özveriyle konuları yetiştirmeye çalışır ama yorgun bedenine iyice yüklendiği için konuları anlaması da her zamankinden zor olur. Tüm konuları arkadaşlarından öğrenip, kitaptan ve uygulamalardan tekrar edip açığını kapatmadan sonraki hafta sonu gelir. Eksik olduğu konuların düşüncesinden hocayı değil dinlemek duymakta bile zorlandığı iki gün geçer. İki dudağının arasına baktığı hoca, bu sefer sanki gösterdiği her numarayla, anlattığı her püf noktasıyla ona ihanet edip sınıfla beraber kendisinden kopuyormuş gibi hisseder.

Üçüncü ayın sonunda Gülşen kayıt dondurur. 3 ayını harcamış ve istediği noktanın çeyreğine bile gelememiştir. Henüz fark etmemiş olsa da, en büyük kaybı moral, geleceğine olan inanç ve ileriye doğru atılma gayretidir.

Çevrimli öğrenme:

Gülşen, kaydolduğu sınıfın başlamasına 4 hafta olduğunu öğrenir. Bu eğitimden çok şey beklediği için en iyi faydayı nasıl sağlayacağını kesinlikle öğrenmesi gerektiğini, başarısını garantilemesi gerektiğini düşünür. Kurs yetkililerinden eğitimi verecek olan hocanın bilgilerini alır ve kısa sürede onunla irtibata geçer.

Geçmiş öğrencilerin nasıl başarı sağladıklarını, nelere dikkat etmesi gerektiğini sorduğunda, çalışan insanların genelde tempodan dolayı zorluk çektiklerini öğrenir. Bunun üzerine hocanın yardımını da alarak oturup kendine bir plan çıkarır.

Planına göre, sınıftaki eğitimi destekleyecek çevrimler oluşturur. Her hafta içinde, o hafta anlatılacak konulara bir göz gezdirir. 10 saatlik hafta sonu dersi için 4 saatten ibarettir bu gözden geçirme. Böylelikle hocayla sınıfta geçirilecek zamandan önce, kafasına takılabilecek yerlerin neler olduğunu, nereleri zaten kendisi göz atarak çözebildiğini, nereleriyse hocaya özel olarak sorması gerektiğini belirleyebilecektir. Cumartesi akşamları ise, o gün işlenen konuları en az 2 saat tekrar etmeye karar verir. Böylece sorusu varsa ertesi gün hocaya sorabilecektir. Hafta başında da Pazar gününün dersini tekrar eder.

Her konuyu hocadan önce bir kez önden gözden geçirmesi, eğitimde dinleyip uygulayarak öğrenmesi ve ardından da bir tekrarla üzerinden geçmesi, ona tekil olarak her ayrıntının o kadar da önemli olmadığını da gösterir. Bu tekrarlı yaklaşım sayesinde detayları daha iyi öğrendiği gibi, aslında eğitimin özünde bir genel yetenek serisinin yer aldığını da görür.

Hocayla daha eğitim başlamadan yaptığı görüşmenin önemli bir sonucu da, kalan parasıyla karar verilmesi çok zor bir adım atarak, kendisine bir dizüstü bilgisayar alması olmuştur. Birikiminin kalan kısmının neredeyse yarısını eritmiş olsa da, bu karar konuları daha iyi tekrar edebilmesini, uygulama daha fazla yapabilmesini sağlamıştır.

Hasta olduğu hafta, Gülşen zaten temposunu bulmuş olduğu için telaşa kapılmaz. Sonraki 2–3 haftada, normalde kendisine boşluklar da bırakan, kaynaklarını tamamen tüketmeyen çalışma programını biraz zorlayarak eksiği kapatır. 3. ayın sonunda, kursun daha sadece yarısının biraz fazlasını bitirdikleri halde, kendisini şimdiden yeni bir insan gibi hissetmektedir. Öğrendiği şeylerin yaptığı işe yansıdığını artık işyerindekiler de görmüştür ve Gülşen kurs bitiminden kısa bir süre sonra ya mevcut işyerinde daha insanca bir ortam oluşturabileceğinden ya da yeni bir iş bulabileceğinden artık emindir.

Senaryo 2: Hakan: Artık daha kararlı

İlköğretimde başarılı bir öğrenciydi Hakan. Aslında çok fazla çalışmadan konuları kavrayabiliyor, biraz ailesinin zorlamasıyla da olsa çoğu gün ödevlerinin tamamını yaparak konuların gerisinde kalmıyordu. Sevdiği bir okulda, sevdiği arkadaşlar arasında ve genelde saygı gösterdiği öğretmenlerin gözetiminde bulunmak belki de en önemli şansıydı. Yeni senelerin ona neler getireceğine çok kafa yormadan, küçük yaramazlık heyecanlarıyla bezeli, sakin bir yaşam sürüyordu.

Tüm bunlar 8. sınıfın yaz tatilinin başladığı sıralarda değişiverdi. Çok yoğun bir çalışma temposunda olduğu için birlikte fazlaca zaman geçiremediği babasının bedeni bunca yorgunluğa dayanamamış ve ağır bir rahatsızlığa yakalanmıştı. Babasının rahatsızlığının ne olduğunun bulunması bir ayı aşan bir sürede mümkün olabildi. Hastaneden çıkabilecek hale gelmesi de yine bir ay kadar bir süre aldı. Bu dönemde Hakan ve küçük kardeşi, anneleriyle birlikte sık sık babalarını ziyarete gittiler ve ona moral destek oldular.

Hakan henüz neler olduğunun farkına varacak durumda değildi ama bu rahatsızlık ailelerini çok derinden etkileyecekti. Babasının bu kadar çok yorulmasına sebep olan, işleri devredememe özelliği, kurduğu işin son on yıldır sağladığı tüm başarının kendi omuzlarında yükselmesine neden olmuştu. Hastalık sonucu o omuzların çökmesi, pek çok büyük işin kritik noktalarda olduğu bir döneme denk gelmişti. İki aylık yokluğu sırasında alınması gereken kararların alınamaması, önemli kişilerle ilişkilerin gerektiği gibi yürütülememesi ve diğer ihmaller sonucu, şirket iflas etti. Hastalığı döneminde Hakan’ın annesi Aylin ne babaları Ahmet’e ne de kardeşlere şirketle ilgili gelişmeleri belli etmedi. Öncelikli olanın Ahmet’in sağlığı olduğunu biliyor ve kendisi de daha çok bununla ilgileniyordu. Sonuçta Ahmet’in iyileşmesi de onun ödülü oldu. Ahmet durumdan haberdar olduğunda artık yapılacak çok fazla şey kalmamıştı. Şirketin kurtarılma ihtimali yoktu. Ahmet’in sağlık giderlerini karşılamak için de evlerini satıp üstüne bir de borçlanmaları gerekti.

Hakan, ekonomik durumlarındaki değişikliği pek çok açıdan aniden hissetmeye başladı. Kiralık ucuz ev bulabilecekleri bir semte taşınmışlardı. Liseye sınıf mevcudu 60’ı bulan bir okulda başlamak zorunda kaldı. Önceki sene arkadaşlık yaptıkları kişilerden çok farklı kişilerle bir aradaydı şimdi. Bu sınıfta da belki çok iyi arkadaşlar edinebilirdi ama bir yandan da alıştığı pek çok şeyin artık lüks harcama sınıfına girmiş olmasıyla çok sarsılmış durumdaydı ve okuldaki davranışlarına da yansıyordu bu eksiklikler. Çok daha ters, yaramaz, anlayışsız bir öğrenci haline geliyordu. İçindeki şiddet dürtülerine başlangıçta kendisi bile hayret etti ama bunlara uydukça aldığı tadın bağımlılığına giderek daha fazla kapılmaya başladı. Bu arada babasını artık eskisinden bile az görebiliyordu. Üstelik annesi de çalışmaya başlamıştı ve evde kimse Hakan’ı artık ‘görmüyordu’. Lise 1 ve 2 boyunca her gün daha fazla yaramazlıkla uğraşır oldu. Notları giderek düşüyor, annesi notları hakkında onu sürekli uyarıp ödevleri konusunda azarlıyordu. Ama Hakan’ın umurunda değildi. Gizli gizli sigaraya başlamış, okulu kırmayı denemiş ve çok hoşlanmıştı. Arkadaş çevresine her ay ona göre ‘daha renkli’ tipler giriyordu ve bunlar ‘daha heyecanlı’ işlere bulaşmış kişiler oluyordu.

Lise 2’nin ikinci yarısında artık annesi çalışmayı bıraktı. Aynı dönemde Hakan’ın harçlığı da eski seviyelerde olmasa da bir düzelme gördü. Oysa Hakan için bunlar önemini çoktan kaybetmişti. Birkaç aydır, hırsızlık yapan birkaç arkadaşı vardı ve onların her istediklerine para harcayabildiğini görmek eski evlerindeki harçlık seviyelerini bile minicik görmesine sebep olmuştu.

Lise 3’ün ilk günlerinde yabancı bir mahallede ilk kapkaç denemesine böyle girişti ve yakalandı. Onu yakalayan 30’lu yaşlarındaki adam çok iyi koşuyordu doğrusu. Kulağına yapışan el onu sertçe sürükleyerek küçük bir depoya kilitledi. Adam çantayı da alıp götürmüştü. Karanlık depoda ne kadar sürdüğünü bilmediği bir zamandan sonra adam tekrar geldi. Hakan’a başına gelebilecekleri anlatan, sert, kimi zaman küfürlü, ama ta içine işleyen laflarla bir konuşma oldu. Konuşmadan çok bir monologdu bu. Adam çocukluğundan beri suç içinde yaşamış, yıllarca en kötü işlere bulaşmış ama kendi ayakları üstünde durabilir hale geldiğinde helal paraya yönelmiş ve kendi karanlık geçmişinden kurtulmaya çalışan biriydi. O birkaç saatte Hakan’ı konuşturarak suça yeni bulaşıyor olduğunu öğrenince, kendisini nasıl karanlık bir geleceğin beklediği konusunda birinci elden tecrübelere dayanan yığınla örnek verdi. Hakan bir yandan korkuyordu da. Adam her an Hakan’ın cezasını kendi elleriyle vermeye karar verecek gibi gözüküyordu. Akşamın karanlığı iyice çöktükten sonra adam babasının cep numarasını Hakan’dan öğrendi ve babasını arayıp durumu kısaca açıklayarak onu oğlunu almaya çağırdı.

Ahmet Hakan’ı teslim aldığında adamı kucakladı ve ona oğlunu denediği bu aptalca işte başına bir kaza gelmeden yakaladığı için kendisine teşekkür etti. Hemen ardından da Hakan’ın suratına hayatındaki ilk tokadını attı. “Seninle evde konuşacağız” cümlesini eve kadar çıt çıkmadan süren bir araba yolculuğu izledi.

Üniversite sınavına hazırlanması gereken seneye böyle başladı Hakan. Tokat yaşadığı şoktan çıkıp hayatına bakmasını sağladı aslında. Son birkaç saatin şokundan değil, babasının rahatsızlığının ardından oluşan ani sosyal değişikliklerin yaşattığı şoktan böylece kurtulmuş oldu.
Eve vardıklarında, annesi babası ve o oturup saatlerce konuştular. Babasının sıfırdan ürettiği servetini yaşadığı büyük kayba rağmen nasıl tekrar ve daha fazla çalıştırarak tekrar oluşturmaya başladığını dinledi. Babası bu sefer daha akıllıca davranıyor çevresinde işbilir insanlardan oluşan çekirdek bir kadro oluşturuyordu. Serveti sıfırlanmış olsa bile dostluklar bakiydi ve bu ilişkiler sayesinde, tekrar kalkışa geçmesi bir sene içinde mümkün olabilmişti. Ama değerli çekirdek kadroyu oluşturmak için kaynak ayırdığından henüz kendilerini bu kira evinden kurtarıp güzel bir eve bile taşıyamamıştı babası. Ama gelecek güzelleşecekti. Hakan da içini bol bol döktü. Takip eden günlerde senelerdir kurmamış oldukları kalitede bir iletişim ortamı oluşmaya başladı aralarında.

Hakan’ın üniversite sınavında başarı elde edebilmesi için gidebileceği en iyi dershaneyi de birlikte seçtiler. Hakan son iki senesinin oluşturduğu kayba dönüp baktığında içi biraz karamsarlık ama daha çok hüzünle doluyordu. “Babam o büyük yıkımı nasıl atlattıysa, ben de bu kayıp dönemi kurtaracağım!” diye kendine söz verdi. Ve çalışmaya başladı.

Klasik olasılık:

Hakan başarılı olmaya kesin bir şekilde kararlı olarak azimle başlar derslere. Bir yandan okuldaki derslerde başarılı olmaya, ama daha çok dershanede iyi sonuçlar almaya çalışır. Sınıfları belirlemek için yapılan seviye tespit sınavında iki yıldır boşlamasının cezasını görür ve başarı seviyeleri düşük çocuklarla aynı sınıfta yer alır. Bazı konuları çok hızlı anlayıp soruları hızla çözmeye başlarken, temel birtakım bilgiler gerektiren bazı konularda da çok zorlanır. Anladığında hala anlatmaya çalışan, basit bir konu üzerinde uzun uzun duran hocayı takip etmekte zorlandığından dikkati dağılır hep. Zor anladığı konularda ise sanki konu çok hızlı geçiliyor, yakalamaya fırsatı olmuyordur. Dehşet içinde en kötü durumda olan çocukların bile lise 1 ve 2’nin temel konularını ondan daha iyi bildiklerini fark ettiğinde, konulara yetişmek için daha çok çalışmaktan, geceleri daha az uyuyup çalışmaya daha fazla zaman ayırmak için çırpınmaktan başka bir şey yapamaz.

Hakan konuları kafasında bir türlü bütünleştiremeden sadece kaba güçle sürekli daha çok çalışmaya yöneldiği için giderek bünyesi yorulmaya başlar. Sınavın süresi yaklaştıkça gerilimi de artar. Sınav gününe bir hafta kaldığında geriye dönüp baktığında bir zamanlar anladığını düşündüğü konularda bile bazen kafasında soru işaretleri oluşmaktadır.

Sınav sabahı uyandığında kime yöneteceğini bilmediği büyük bir kızgınlık da içinle onunla beraber uyanır. Midesindeki acı buruntuyla sınava girmek için babasının arabasına biner.

Çevrimli öğrenme:

Babası Hakan’ın kendine geldiğini izlemekten büyük bir zevk duyar. İş kadar ailesine de zaman ayırması gerektiğini, işi nasıl düşünerek bilinçle yönetmesi gerekiyorsa ailesini de öyle yönetmesi gerektiğini kavramıştır. Bu yüzden de Hakan’ı daha yakından takip ediyordur artık.
İlk haftalarda oğlunun kaba güçle aşırı derecede çalışmaya nasıl yönlendiğini görünce bir anda aklına hastalığından önce işteki çalışma temposu gelir. Bunun üzerine oğluna dışarıdan bakışla ne durumda olduğunu anlatır ve beraber bir plan için çalışmaya koyulurlar.

Bu çalışmaların sonucunda birkaç karar alırlar. Öncelikle annesi dershanedeki öğretmenleriyle görüşüp Hakan’ı en başarılı çocukların olduğu sınıfa değil ama onun az gerisinde yer alan bir sınıfa almalarına onları ikna eder. Böylece Hakan, kavradığı konularda uzun süre zaman kaybedilmesi sorununu aşacaktır. Ama öte yandan kendisine zor gelen diğer konularda da bu sınıf kendisini daha çok zorlayacaktır. Bunun için bir de maliyeti çok yüksek olmayan ama başarıya çok odaklı bir üniversite öğrencisi bulurlar. Bu genç de haftada 2 ila 4 saat Hakan’a temel konulardaki eksiklerini kavraması için yardımcı olacaktır.

Böylece Hakan çok daha verimli bir çalışma temposuna girer. Her hafta özel öğretmeniyle yaptığı çalışmada o hafta sonu dershanede işlenecek konularla ilgili altyapıda sahip olduğu boşlukları doldurmak için teorik eğitim yaparlar. Hafta sonu dersi bu eksiklerini tamamlamış olarak dinlediğinde aldığı verim çok daha yüksek olur. Takip eden hafta içinde de bir yandan gelecek hafta sonuyla ilgili temelleri özel öğretmeninden dinlerken bir yandan da önceki hafta sonuna ilişkin çözemediği soruları onunla değerlendirir. Kalan zamanlarda da kendisi pratiğe odaklanarak soru çözer.

Hakan kısa sürede iki senedir oluşan boşluğu atlatabilmek için başarılı bir mekanizma kurmuştur. Her geçen hafta kendine olan güveni daha çok yerine gelir. Bilgileri bütünleştikçe eski konuları da daha iyi kavradığını fark eder. Arada bir geriye dönüp son bir aydır işledikleri konularla ilgili tekrar sorular çözer, bunlarla ilgili hala kafasına takılmış sorular varsa özel öğretmeniyle bunları konuşur.

Sınava 3 gün kala Hakan tüm çalışmalarını keser ve ailesiyle dinlendirici geziler gibi küçük etkinliklerde bulunur.

Sınav sabahı babasının arabasına binerken yüzünde kocaman bir gülümseme vardır.

Senaryo 3: Ayhan: Öğrenmenin yaşı yok

Ayhan iyi bir okulda okumuştu. İTÜ Makine onun okuduğu yıllarda en parlak bölümlerden biriydi. Üniversite olarak hala en iyi üniversitelerden olan İTÜ’de o dönemlerde Makine en gözde bölümlerden biriydi. Elektronik, endüstri, bilgisayar gibi bölümlerin ihtişamından önce…

Sonraki yıllarda da başarılarına devam etti. Önce çeşitli firmalarda çalıştı, sonra belirli ölçüde sermaye biriktirdiğinde kendi işine kurma hayallerini gerçekleştirmeye karar verdi. Bir yandan çalışırken araştırmalara başladı. Arkadaşlarının biraz sermaye katkısı, birkaç tanesinin iş bağlantıları falan derken, kendi işini bırakmadan, başına birini koyduğu bir etiket imalathanesi olmuştu. Çeşit çeşit etiketleri çeşitli malzemelere basan birkaç makinesi vardı.

Bir seneye kalmadan, kendisinin bordrolu işini bırakmasını sağlayacak kadar iş çevirir hale gelmişti sistemi.

Tek çocuğunu özel okulda okutabilmeye başlaması onun için gurur vericiydi. Seneler boyunca birikimini artırarak lüks, hoş bir eve taşınması da. Ailelerinin de birikimiyle kendisinden daha başarılı olmuş arkadaşlarına daha yakın bir statüde bulunabilmek başarısının en tatlı yanıydı.

Çevresiyle birlikte işleri de genişlediği için, kar payının giderek eriyor olduğunu uzun süre fark etmedi. Zaten bir günde dramatik bir düşüş şeklinde de olmamıştı. Sürekli toprağı kemiren erozyon gibiydi daha çok.

Ayhan bu güzel ilerlemeden sonra duraklama ve gerilemeyi ancak bazı aylarda faturalarla ilgili sorunlar, işteki ödemelerle ilgili sorunlar yaşamaya başladığında hissetti. Oturup muhasebeciyle hesapları kitapları karıştırdığında, eski bilgilerini araştırıp biraz maliyet muhasebesi çalışmaları yaptığında, acı gerçeği fark etti. Ürünlerin neredeyse yarısını zararına üretiyorlardı. Hemen gerekli müdahaleleri yaptı, zarar veren siparişler eğer uzun dönemde üretim sözleri içeriyorsa yeniden pazarlık yapmayı denedi, hatta kimi durumlarda müşteriyi kaybetmeyi göze alarak bunları iptal etti. 2 ay kadar süren bu operasyonlar Ayhan’ı biraz düze çıkardı. Artık daha düşük bir ciroyla ama eskisi kadar olmasa da biraz iyi kar ederek çalışıyordu.

Sonraki aylarda hesapları sıkı denetliyor olması sayesinde karının erozyonunun devam ettiğini gördü. Tüm çırpınmalarına rağmen bunu bir türlü durduramadı. Sürekli maliyet kısmaya çalışıyor, yeni müşteriler bulmak için deli gibi araştırmalar yapıyordu. Ama erozyonun duracağı yoktu üstelik artık toprak kaymasına dönüşme meyli gösteriyordu.

Ayhan, çok geç olmadan işinin ölmekte olduğunu kabul ederek akıllılık etti. Hem ülke içindeki hem ülke dışındaki ucuz rekabetle başa çıkabilmesi mümkün değildi. Oluşturduğu çevreyi kullanarak başka neler yapabileceğini, hangi iş alanına geçebileceğini araştırmaya başladı.

İşleri oluruna bırakıp ne tür fırsatlar olduğunu incelemek için çevresinde turlar atmaya, dünyayı takip etmeye başlayınca, bilgisayarlaşma eğilimini kısa sürede fark etti. Burada önemli bir boşluk vardı. Özellikle kendi arkadaş çevresi içinde, işlerini hala eski düzen yöneten, ufak tefek bilgisayar kullanmaya başlamış ama bir yazılımın sunabileceği hizmetlerden yoksun insanlar vardı.

Bir yandan yazılım işini araştırırken, şöyle yeni mezun, ilanla yetenekli gençler aramaya başladı. Yazılım üretmeyi şu anki bilgileriyle kendisi başaramazdı. Kendisi çevresini kullanarak fırsat oluşturmalı, analizde iş bilgisiyle ve arkadaşlarıyla ilişkileri sayesinde etkin olmalı, ama tasarım ve kodlamayı işe alacağı birilerine yaptırmalıydı.

Bu yeni fırsata o kadar ısınmıştı ki, etiket işine ilk girdiği yıllardaki gibi hissediyordu. O zaman kendisinin güvenli bir işte, temel gelir kaynağını riske atmadan yaşıyor olduğunu unutmuş olmalıydı. Kısa bir sürede becerikli bir genç aldı işe. Okuldan yeni mezundu ama daha okulda bile satılabilecek projeler yapmıştı. Genci işe alır almaz iki iş siparişi birden kabul etti. Pişirdiği ama imzalamak için eleman alımını beklediği işlerdi bunlar. Etiket işi neredeyse para kazandırmaz bir noktaya gelmişken bu iki bağlantı onu çok rahatlatmıştı. Elemanıyla da arasını iyi tutuyor, kazandığı paraya göre ona iyi sayılabilecek maaşının yanı sıra primler bile veriyordu.

Kısa sürede yazılım işi, ona etiket işinin küçülmüş yapısının acısını unutturdu. Ta ki daha büyük bir acı yaşatana kadar. Elemanı gerçekten çok yetenekliydi. Yeni işini darmadağın edecek unsurlardan birinin bu yetenek olması çok iç burkucuydu. Yanlış bir seçim yapmamıştı, çok iyi bir seçim yapmıştı. Bunu daha sonra başka yazılım elemanları ararken çok daha iyi fark edecekti. İlk bulduğu eleman, bir bakıma acemi şansı gibi bir şeydi.

Çalıştırdığı genç tecrübesiz olsa da çok yetenekli olduğu için bir müddet sonra bir yurtdışı iş bağlantısı buldu ve buna hayır diyemeyeceğini söyleyerek patronundan özür diledi. Yazılım piyasasını çok iyi tanımadığı ve kurallarını bilmediği için, maaş alarak geliştirdiği kodları kendisinin sayıyordu ve zamanında hiçbir dokümantasyonunu oluşturmadığı yazılımın üstelik bir de kaynak kodlarını bile alarak gitti. Bunların mülkiyet hakkının yazılımın üretilmesi için para ödeyen patronuna ait olduğu aklına bile gelmemişti.

Ayhan, doğru bir alana girmiş ama çok parlak gibi gözüken yanlış bir başlangıç yapmıştı. 2–3 aylık bir arayıştan sonra, devam eden müşteri desteği için uygun bir aday bulamadığından mecburen pahalı ve üstelik iki kişi işe almak zorunda kaldı. İlk yazılımcısının yaptığı işi ikisi bir arada ancak yapabiliyordu. Kaçarı yoktu, bu alanda kendini geliştirmesi gerekiyordu ve bunun için de kendisi kodlama yapmayacaksa bile yazılım platformunu ve yazılım üretmeyi öğrenmesi kaçınılmazdı.

Ayhan, C# (C şarp diye okunur) öğrenmeye karar verdi.

Klasik olasılık:

Bu acil durumda Ayhan çok fazla araştırma yapmadan, kendisine en yakın eğitim kurumlarını araştırmaya başlar. Çok zaman kaybetmeden gelip gidebileceği, ortam olarak da düzgün görünen bir kurum bulunca, çok düşünmeden kaydını yaptırır. Ama eğitim bir türlü başlamamaktadır. Bir ay kadar sonra yaptığı görüşmelerde seçtiği kurumun yeterince iyi satış yapamadığı için açmaya söz verdiği sınıfı açmakta zorlandığını anlar. Hayret verici şekilde, tek kayıt kendisininkidir. Kayıt iptali yapıp bir başka kurum aramak gibi vakit kaybı olacak bir şey yapmadan önce, tek başına kendisine özel derse çevirme şansı olup olmadığını denemek ister. Kurumu biraz zorlayınca bu hakkı alır.

Yeni düzenleme, eğitim saatlerini de kendi işlerine göre ayarlayabilmek gibi bir esneklik sağlamıştır. Bu esneklik sayesinde bazı haftalar dersini iptal etmek, bazı haftalar saatleri değiştirmek gibi imkanlardan yararlanmaya başlar. Bir yandan da işiyle ilgili yeni fırsatlar aramaya devam eder. RFID teknolojisi çok ilgisini çeker. Radyo frekansları yoluyla barkot yerine etiket yönetimi için geliştirilen bu teknolojinin geleceği çok parlaktır, üstelik kendi eski alanına yakınlık taşıması da konuya hızlı adaptasyon, iş fırsatlarını hızlı değerlendirme gibi fırsatlar sunacaktır ona.

Bu konuyla ilgili eğitim imkanlarını araştırmaya başlar. Ama konu çok yeni olduğu için kaynak çok azdır, olanlar da hayli pahalıdır. Ayhan, yeni oyuncağıyla ilgili o kadar heveslenmiştir ki, bu konuyu araştırırken, devam eden yazılım destek işlerini kontrol etmeyi ihmal etmeye başlar. Özel eğitime çevirerek devam etmekte olduğu kursu da ihmal etmeye başlar. RFID ile ilgili kursu tam bulmuş ve kayıt olmuşken, işyerindeki elemanlardan biri yine haber vermeden ayrılır. Ücretini peşin ödediği kursa, doğru düzgün devam edemez. İşyerindeki sorunları toparlama şansı yoktur çünkü yazılımla ilgili aldığı kursu da ilk iki aydan sonra boşlamış durumdadır ve hala konunun detaylarına yeterince hâkim değildir. Yeni bir eleman işe almaya çalışırken, hayatında ilk defa ödemelerinden bazılarını yapamayacak duruma düştüğü için, devam edemediği yazılım kursunun muhasebe bölümünün yaptığı aramalara çıkmamak gibi çirkin bir yola sapar. RFID eğitimi için ödemeyi peşin yapmıştır ve bu ödeme hayli canını yakar.

Eğitim alarak nasıl daha kötü bir duruma düştüğünü düşündükçe saçını başını yolacak hale gelir. Uykusuz gecelerde durumuna çözüm bulmak için kafa patlatmaktan sağlığı da bozulmaya başlar.

Çevrimli öğrenme:

Ayhan eğitim kurumlarında yaptığı araştırmalarda eğitimlerin çok uzun süreli olduğunu ve yoğun bir bilgi aktarımı yapıldığını görür. Kendisinin bu kadar sürekli ve bu yoğunlukta zaman ayırması mümkün değildir. Bir yandan işyerindeki henüz sağlıklı olmaktan çok uzak akışın devam ettiğinden emin olması gerektiğini artık acı da olsa öğrenmiştir.

Kurumlardan birini kendisi için özel bir plan yapmaya bir hayli zorlar. Sonunda doğrudan kurs yerine bir çeşit eğitim danışmanlığı yapmaya razı olurlar. Ayhan böylelikle yazılım alanında uzman bir koç bulmuştur kendine. Bu çözüm daha pahalı olmakla birlikte, doğrudan kendi firmasının yazılımlarını temel alarak çalışabilecekleri için, eğitim boyunca kendi ürünlerini de anlaması mümkün olabilecektir. Danışmanıyla birlikte, işinin akışını olumsuz etkilemeyecek en yoğun programı yaparlar. Haftada bir gün ayırabildiğini görmek, başlangıçta gözünü biraz korkutur, ama daha fazlasını ayırması, işinin sağlığı açısından uygun olmayacaktır. Haftada bir günü, öncelikle belirli miktar temel teorik bilgiyi öğrenmek, sonra bunları kendi uygulamalarındaki karşılıklarıyla anlamak üzerine kurgularlar. Çevrimli olarak sürekli bu şekilde çalışmaya başladıklarında, Ayhan birtakım önemli düzeltmeleri de bu arada yapabileceklerini fark eder. Bunun üzerine, eğitmen-danışmanıyla yazılımının kalitesi ve dokümantasyonuyla ilgili ikinci bir anlaşma daha yapar. Artık çevrim, teorik öğrenme, kendi yazılımlarındaki yansımalarını inceleme, yazılımlarında gerekli düzeltme ve dokümantasyonları yapma şeklinde 3 adımlı bir halkaya dönüşmüştür.

Bu dönemde Ayhan RFID teknolojisi ile ilgili haberler ve makalelerden etkilenmeye başlar. Ama teknoloji henüz dünyada bile çok yeni uygulanmaktadır. Kendi etiketçilik geçmişiyle yakınlığı ve yazılımdaki oluşan bilgisinden de yararlanabileceği RFID alanı tam kendisine göredir. Danışmanıyla yaptığı hararetli birkaç konuşmadan sonra, elindeki işe yoğunlaşmaya karar verir. RFID’yi izlemeye devam eder. Son planlarına göre, yazılıma hâkimiyet alanındaki hızlı ilerlemesi, 1 yıl kadar sonra çalışanların insafına kalmadan, sağlıklı bir yazılım üretme sürecini yürütebilmesine imkan tanıyacaktır. Bu dönemde, RFID’yi de yakından takip edecek ve işinin sağlıklı bir yapıya kavuştuğuna emin olduğu anda bu yeni teknolojiyi uygulayacağı ilk projeyi tasarlayacaktır.

Olası zararlar

Geliştirdiğim yöntemler içinde çevrimlerle çalışma sanırım yan etkisi en az olanı. Yan etki derken ne demek istediğimi sonraki metotların olası zararlar kısımlarında göreceksiniz. Hiçbir avantajın tam avantaj olduğuna inanmam. Her şeyin bir bedeli vardır. Sağladığınız fayda ödediniz bedellere değerse, siz iyi bir tüccarsınız demektir.

Bu yöntemin yan etkisinden çok başarılamaması riski var. Alışkanlıklar güçlü şeylerdir. Değiştirilmeleri zaman alır, cesaret ister, çoğu zaman da onları değiştirmeye çalışmak boşuna çaba olarak sonuçlanır.

Bebekler olarak akıl almaz bir öğrenme yeteneğine sahip olan bizler, bilinçli yaşlarımıza ilerledikçe derinlerimizden gelen yöntemler yerine bilinçli insanlar tarafından geliştirilmiş eğitim yöntemleriyle yetiştirilmeye başlıyoruz. Öğrenme yeteneğimizi öncelikle ailelerimiz köreltiyor, sonra okullarımız. Belki de böyle olması gerekiyor zaten, doğamıza uygun olan bu yeteneklerin körelmesi belki de.

Kafamıza yıllar boyunca ailelerimiz ve okullarımız tarafından kazınan bir alışkanlık, işleri bitirerek ilerlemek. Her bir noktayı öğrenip ancak ondan sonra geçmek… Düz bir çizgide ilerlemek…

Çoğu insan, hazırlanması gereken bir sınav varken, anlamadığı konulara kafayı takmadan ilerleyemez. Bu alışkanlığı kırmak çok zor olabilir. İngilizce kitap okuyamamamın sebebi, her bilmediğim kelimeye sözlükten bakma gereksinimi duymamdı. Bu şekilde kitap okunamaz! Eğlencesi olmaz.

Kaçımız, on günlük bir zamanımız kalmışken, bir sınav için koca bir kitabı bitirmemiz gerekiyorsa, ilk okumada konunun çoğunu anlamadan yine de ilerlemeye cesaret edebilir ki? Böyle bir yöntem kaç kişinin aklına gelir? Aklına gelen kişilerden kaçı, buna cesaret eder? Cesaret edenlerden kaçı, bu yöntemi gerçekten uygulayabilir? Bebekken nasıl öğrendiğimizi senelerin alışkanlıklarıyla unuttuğumuz için, düz bir çizgide yürümeyi tercih ediyoruz. Oysa bebeğin düz çizgide yürümesi ancak binlerce tekrarla mümkün olur! O kitabı anlayarak bitirmeniz için, önce epeycesini anlamadan bitirmeniz gerekiyor. Sonra daha azını soru işaretli bırakarak bir kez daha bitirmeniz, sonra biraz daha iyi anlayarak bir kez daha bitirmeniz…

Bu satıra kadar çevrimli öğrenme yöntemine inandıramadıysam sizi, bunlar boşuna laf, sonraki yöntemimde şansımı denememe izin verin, bakalım sizi inandırabilecek miyim? Eğer ikna olduysanız, ilk denemeniz kesinlikle fiyasko olacak, bunu da unutmayın. Büyük olasılıkla, ilk çevrim için yeterince kısa bir zaman belirleyemeyeceksiniz. Belirleseniz de o zamana uyacak tempoda ilerleyecek şekilde plan yapmadığınızdan birinci çevrimi o sürede bitiremeyeceksiniz. Planı matematiksel olarak doğru yapmış bile olsanız, birkaç günlük tam olarak anlamadan ilerleme çalışmasıyla beyniniz alt üst olacak, bu kendi içinde düzenli durum size keşmekeş gibi gelecek. Endişelenmeye başlayacaksınız ve çuvallayacaksınız!

Çevrimli öğrenmeyi de ancak çevrimli öğrenebilirsiniz. İlk seferinde olmayacak! İkinci seferde de olmayacak! Üçüncü seferde başarabilirseniz, yazdıklarımı okumuş olmanızın sizin için pek de önemi yok demektir. Büyük olasılıkla kendiliğinizden bu öğrenme metodunu yakalamak üzereydiniz demektir çünkü. Doğru düzgün verimi çevrimli öğrenmeyi denediğiniz onuncu hedefte falan başarırsanız mutlu olun.

Size tavsiyem, sizin için kritik olmayan ve kısa bir sürede birkaç çevrimi tamamlanabilecek konulardan başlayın. Sevgili Yiğit Kulabaş’ın dediği gibi: Büyük düşün, küçük başla. Çevrimli öğrenme için de bu geçerli. Gerilim seviyenizin düşük olacağı, fayda ve zarar potansiyelinin yani riskin az olduğu birkaç konuda kendinizi tanıyın öncelikle. Bu yöntemin sizin için uygun olup olmadığına karar verin. Bu yöntemi nasıl içselleştirebileceğinizi belirleyin.

Kutsal kitap değil bu, yazdıklarım sadece kendi deneyimim. Bilimsel bir çalışma da değil, ne hayvanlar ne insanlar üzerinde herhangi bir kontrollü deney yapmadım. Kendi riskinizi üstlenerek deneyin!

Kulak arkası da etmeyin! Hemen şu an bir uygulama denemesi yapmanızı tavsiye edecek değilim. Atın beyninizin gerisine biraz mayalansın. Bu fikirden fayda sağlayabilecek bir insansanız, bir fırsat çıkacaktır. Belki bir dakika sonra, kitabı bırakıp elinize kâğıt kalem aldığınızda… Belki on yıl sonra!

2 Responses to 1. Çevrimlerle öğren, kalıcı öğren!

  1. zeyneps says:

    bugün sitenizi tesadüfen keşfettim bu bölümün sonuna kadar aralıksız okudum yazdıklarınız inanılmaz ve çoğu kişisel gelişim kitabından farklı.. neden kitabınızı bastırmıyorsunuz piyadaki pek çok kitaptan daha iyi

    • Bir kez yayınlama girişiminde bulundum. Türkiye’nin önemli yayınevlerinden birinde. Kişisel gelişimle ilgili editörleri, bu alanda Türkiye’de en fazla isim yapmış kişilerden biriydi. İki kitabımla denemiştim. Reddetti. Kısa bir gerekçe cevabı bile verilmeden.
      Bana hep, kendi oluşturduğu ve başı çektiği akıma uymuyor, başka bir ismi kendim ortaya çıkarmış olmayayım diye reddetti gibi geldi.
      Sonra da gündüz işim hayli yoğun olduğu için takip edecek vakit bulamadım. Derdim para kazanmaktan çok paylaşmak olduğu için nette yayınlamış olmak da çaba sarf etmeme biraz engel oldu sanırım.
      Diğer bölümleri de okumanızı tavsiye ederim. Daha sekiz taktik var Gündelik Başarı’da henüz okumadığınız.
      Ayrıca Bilinçsiz Yeterli’yi de (yine bu sitede yayında) gözden geçirmenizi tavsiye ederim.
      Yorumlarınızı merakla bekliyorum.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s